| Sağlık Doktoru |
Şarapta kanser riskihttp://image.haber3.com/haber/103982.jpg Kansere karşı iyi geldiği bilinen şarabın bağırsak kanseri riskini artırdığı öne sürüldü. Günde iki büyük kadeh şarap içmenin 'bağırsak kanseri' riskini yüzde 25 artırdığı öne sürüldü. İngiltere Kanser Araştırma Kurumu tarafından yapılan araştırmada kalp hastalıklarına karşı koruyucu özelliği olduğu gerekçesiyle içilen şarabın kişiye zarar verebileceği uyarısı yapıldı. 10 Avrupa ülkesinde 480 bin kişinin sağlık değerlerinden yola çıkarak yapılan araştırmada, alkol kullanma alışkanlığının artmasıyla bağırsak kanseri riskinin arttığı dikkati çekti. Prof Tim Key, 'Araştırma, alkol alma alışkanlığının artmasıyla bağırsak kanseri arasında bağlantı olduğunu gösteriyor. Kişi, alkol tüketimini azaltarak bağırsak dahil bazı kanser türlerine yakalanma riskini azaltabilir' dedi. Araştırmada her yıl İngiltere'de 35 bin kişiye bağırsak kanseri teşhisi konduğu, aynı hastalıktan her yıl yaklaşık 16 bin kişinin öldüğü bildirildi. alıntı17:32 - 24/2/2008 - yorum {yok} - yorum yazKanserin ilacı tütünABD'li bilim adamları rahim ağzı kanserine karşı geliştirdikleri bir ilaçta tütün kullanıyorlar ABD'li bilim adamları rahim ağzı kanserine karşı geliştirdikleri bir ilaçta tütün kullanıyor. Rahim ağzı kanserine, büyük oranda insandan insana bulaşan papilloma virüsü neden oluyor. Dr. Bennett Jenson, Shin-je Ghim ve Partha Basu isimli bilim adamları araştırmaya bu virüsteki L-2 proteinini tanımlayarak başladı. Ardından bu proteine benzeyen sentetik bir gen yaratıp bir tütün virüsüne naklettiler. Bu virüs sayesinde, rahim ağzı kanserine karşı aşı 3 dolara ucuz bir şekilde tütün yapraklarından elde edilmiş oldu17:32 - 24/2/2008 - yorum {yok} - yorum yazKanser ve ŞişmanlıkSadece karın içi yağlarda bulunan ve besinlerin vücutta tahribat yapan etkilerini ortadan kaldıran “STAMP2” geninin, kanserle de ilişkili olduğu tespit edildi. Şişmanlık, şeker ve kalp hastalıkları üzerine uzun yıllardır araştırma yapan Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, “STAMP2, bilimsel olarak en yeni çocuğumuz. Sadece karın içindeki yağlarda bulunan bir molekül bu. Neden şişmanlık kanser gelişimini tetikliyor? Bu bilinmiyor. STAMP2 genin bununla ilgili çok önemli bir ipucu olacağını düşünüyoruz. Çünkü metabolizmayı kontrol eden bir molekül, aynı zamanda tümörleri de kontrol ediyor. Onu kapatabilirsek, enerjisizlikten tümörleri öldürmek belki mümkün olabilecek. Bunlar daha ileriye yönelik, bilimsel olarak heyecanlı, uygulama olarak nereye gideceği belli olmayan şeyler” dedi. Prof. Dr. Hotamışlıgil, uzun yıllar sürdürdükleri araştırmaların bu yıl meyvelerini vermeye başladığını söyledi. Besinlerin vücuda tahribat yapmasına engel olan ve karın içi yağlarında metabolik koruma görevi yapan yepyeni bir işlevi ve bunu kontrol eden geni ortaya çıkardıklarını bildirdi. Hotamışlıgil, “STAMP2” adı verilen molekülün, en fazla, karın içi yağında üretildiğini ve yemek yendikten sonra arttığını ve öğün aralarında ise düştüğünü tespit ettiklerini ifade etti. Bu molekülün, yağ hücrelerine besin saldırısıyla başa çıkmada yardımcı olduğunu ve besinlerin vücutta tahribat yapan etkilerini ortadan kaldırdığını da dile getiren Prof. Dr. Hotamışlıgil, şu bilgileri verdi: “STAMP2, bilimsel olarak en yeni çocuğumuz. İnsanlar yemek yediği zaman vücutta acayip şeyler olmaya başlıyor. Özellikle yağ dokusunda. Yağ dokusu sanki yabancı bir maddeyle, bir mikroorganizmayla karşılaşmış gibi bir reaksiyon vermeye başlıyor. Bunun neden ortaya çıktığı bilinmiyor. Bunu benim araştırma grubum ortaya çıkardı. Vücutta enerji fazlasıyla beraber garip bir immün -vücudun mikroorganizmalara, kanser hücrelerine ve diğer potansiyel zararlı maddelere karşı oluşturduğu savunma sistemi- reaksiyon ortaya çıkıyor. Bütün sözünü ettiğimiz hastalıkların ardında yatan şey bu. Bunu nasıl düzeltebileceğimizi öğrenirsek ki, bu hastalıkları halledebileceğimizi düşünüyoruz. Bulduğumuz ilaçların hepsi bunlar için. Sadece karın içindeki yağlarda bulunan bir molekül bu. Yemek yendiği zaman molekülün düzeyi birden bire yükseliyor. Sanki vücudu gelen besinlere karşı hazırlıyor. Yemekten 1-2 saatten sonra tekrar normal düzeye dönen ilginç bir molekül. Bir öğrencim, bir yeni hayvan modeli geliştirdi. Fareden bu geni çıkardı. Bu gen olmayınca hayvanda, hiçbir ek müdahale yapmadan, yüksek kalorili gıda vermeden, normal günlük gıdasını aldığı halde 3 ay içinde karaciğer yağlanması, şeker hastalığı, kalp hastalığı ve yüksek kolesterol ortaya çıktı. O da bize gösterdi ki, çok uzun yıllardır bilimin aradığı gizemli bir molekül ortaya çıktı.” KANSER VE ŞİŞMANLIK Bu çalışmalar sırasında, Oslo Üniversitesi'nde kanser alanında uzmanlaşmış Prof. Fahri Saatçioğlu'nun da aynı geni bulduğunu öğrendiklerini belirten Gökhan Hotamışlıgil, “Prof. Dr. Saatçioğlu, prostat kanseri üzerine çalışıyor. Aynı geni prostat kanseri üzerine çalışırken ortaya çıkardı. Birlikte çalışmamızın nedeni, iki ayrı noktadan gelip aynı geni bulmuş olmamız. Şişmanlayınca kanser riski çok yükseliyor. Örneğin karaciğer kanseri riski 5-6 misline çıkabiliyor, sindirim sistemini ilgilendiren kanserlerin riski 2-4 kat artabiliyor. Kadınlarda meme, erkeklerde prostat kanseri riski yükseliyor. Bununla ilgili hiçbir bilgi yok” diye konuştu. “Neden şişmanlık kanser gelişimini tetikliyor? Bu bilinmiyor. Biz STAMP2 genin bununla ilgili çok önemli bir ipucu olacağını düşünüyoruz” diyen Hotamışlıgil, “Çünkü metabolizmayı kontrol eden bir molekül, aynı zamanda tümörleri de kontrol ediyor. Sanki tümörlerin enerji sayacı gibi çalışan bir molekül bu. Onu kapatabilirsek, enerjisizlikten tümörleri öldürmek belki mümkün olabilecek. Bunlar daha ileriye yönelik, bilimsel olarak heyecanlı, uygulama olarak nereye gideceği belli olmayan şeyler...” dedi.17:32 - 24/2/2008 - yorum {yok} - yorum yazKanser Tedavisinde Tamamlayıcı Tıp Yöntemleri YaygınlaşıyorAvrupa genelinde yapılan araştırmalar kanser hastalarının en az üçte birinin tamamlayıcı ve alternatif tıp (TAT) yöntemlerinden faydalandığını ortaya koyuyor. İngiltere'de bulunan Manchester Ünivertisesi'nden Dr. Alex Molassiotis ve arkadaşlarının yaptığı araştırma yankı uyandırdı.Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 33 Avrupa ülkesinde yapılan bir çalışmada kanser hastalarının %35.9'unun bir alternatif veya tamamlayıcı tıp yöntemi kullandığını ortaya koyuyor. Alternatif veya Tamamlayıcı Tıp yöntemleri Amerikan Ulusal Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Merkezine göre 5 ana kategoride tanımlanıyor : *Alternatif Tıp Sistemleri, örneğin geleneksel Çin Tıbbı veya Ayurveda *Ruh – beden etkileşimi, örneğin meditasyon, dua, iyileştirici veya destekleyici gruplar *Biyolojik temelli tedaviler, örneğin bitkiler, beslenme destekleri veya vitaminler *Manipülasyon ve vücut temelli yöntemler, örneğin masaj, osteopati *Enerji Tedavileri, örneğin örneğin Qi Gong gibi biyoalan tedavileri, veya bioelektromanyetik temelli tedaviler Araştırmaya göre Tamamlayıcı ve Alternatif kullanımının ana nedenleri ve algılanan faydalar şu şekilde: TAT Yöntemini kullanan hastaların %50.7'i bunu vücutlarının hastalıkla savaşma gücünü arttırmak için, %40.6'sı fiziksel zindeliklerini geliştirmek için ve %35.2si de duygusal zindeliklerini geliştirmek için kullandıklarını söylüyorlar. Hastaların %22.4'ü kanserle savaşma gücünü arttırmakta TAT yöntemlerinden fayda sağladıklarını söylerken %42.5'i de duygusal zindeliklerini geliştirmek konusunda yarar gördüğün belirtiyorlar. Araştırmaya katılan hastaların yalnızca %32'si TAT yöntemlerinden fayda sağlayamadıklarını belirtmişler. Araştırmacılar TAT yöntemlerine bu kadar yaygın bir ilgi varken Tıbbi alandaki araştırma bütçelerinin çok az bir kısmının bu alana aktarılmasının (örneğin İngiltere'de toplam araştırma bütçesinin yalnızca % 0.31'i) son derece yetersiz olduğunu ve bu alanda daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtmişler.17:32 - 24/2/2008 - yorum {yok} - yorum yazKanserden Korunmaya Neler Vesile Olmaktadır?Sigara, alkol vs gibi kötü alışkanlıkları terk etmek, Yoğun güneş ışınlarından korunmak, Beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek, Allah'ın izniyle bu hastalıktan korunmaya vesile olan sebepler arasındadır. Sigara ve tütün ürünlerinin akciğer kanseri, ağız, yutak, soluk borusu, yemek borusu, pankreas, böbrek gibi kanser çeşitlerine yol açtığı kesin olarak bilinmektedir. Bu nedenle sigaradan uzak durarak bu kanserlerden korunulabilir. Sadece sigara içenler değil, 'pasif sigara içici' olarak adlandırılan kişiler de bu kanser türlerine karşı risk altında bulunur. Bazı deri kanserleri güneş ışınlarına fazla maruz kalma sonucunda ortaya çıkar. Bu nedenle güneş ışınından korunulması ile bu kanserlerin gelişimi engellenebilir. Bunun yanı sıra bitkisel kaynaklı besinlerin fazla tüketilmesi, özellikle hayvansal kaynaklı yüksek yağlı gıdaların sınırlandırılması, bitkisel sıvı yağların tercih edilmesi, fiziksel olarak aktif olup, egzersiz yapılması ve ideal ağırlığın korunması kanserden korunmada etkin rol oynar.17:32 - 24/2/2008 - yorum {1} - yorum yaz
|
Hakkımda Sağlık Doktoru Ana Sayfa Profilim Arşiv Sağlık Diyet Güzellik Arşiv Kategoriler Son Yazılar - Şarapta kanser riski - Kanserin ilacı tütün - Kanser ve Şişmanlık - Kanser Tedavisinde Tamamlayıcı Tıp Yöntemleri Yaygınlaşıyor - Kanserden Korunmaya Neler Vesile Olmaktadır? Arkadaşlarım |